Bir Ödev

       Varoluşun olası amaçlarından biri “mutlu olmak”tır fikrinden hareketle bu satırlara devam edeceğim. Anlık mutlulukların dışında mutluluğu hayatın geneline yaymak pek çok insan için o kadar kolay olmaz. Egolarımız, şartlanmalarımız, büyüdüğümüz ya da yaşadığımız çevreden edindiğimiz ve yaşam hedeflerimiz sandığımız pek çok inanç ve ön yargı insanı mutlu olmaktan alıkoyar.

    “İçe dönmek” ve “kendimizi tanımak”; pek çok öğretiden ve felsefeden aşina olduğumuz iki kavramdır. Bu iki kavram mutluluğu ve hayat amacımızı bulmaya yönelik atılan adımlar için önemlidir. İyi ve doğru insan olma yolunda kendimizi keşfetmek, en somut hali ile yetilerimize ve isteklerimize en uygun eğitime, çalışma hayatına ve hayat felsefesine yönelebilmek kendimizi ne kadar iyi tanıdığımızla doğru orantılıdır.

   
   
   
Kendini tanımanın en eğlenceli ve en kısa yollarından biri ise “sanat”tır. Sanat evrensel bir dildir ve bu yönüyle de; barışçıl, ön yargısız, evreni kucaklayan bir yapıyı beraberinde getirir. Sanat; güzele ve estetiğe dayanması açısından da insanı; güzeli-çirkinden iyiyi-kötüden ayırmayı kolaylaştıran bir olgudur. Sözü edilen güzel ve çirkin; günümüz sosyal medyasının empoze ettiği kavramlarla karıştırılmamalıdır, bunun için estetık algı daha doğru bir tanım olabilir.

   Genel hedef; bireyin kendinden yola çıkarak toplumun ve tüm insanların mutluluğuna dönük iyi bir dünya idealini benimsemesidir. Bu açıdan Resim ve Görsel Sanatlar Öğretmenliği oldukça önemlidir. Kendini tanıyan birey, hedeflerini daha kolay belirler ve daha hızlı adımlar atabilir. Sanat, işlevsel yönüyle de bireyi harekete geçirir. İçindekini kağıtlara, maddeye, bir esere dökebilen ve dönüştürebilen çocuk için sosyal hayat da kolaylaşır.

   Okullardaki ders içeriklerininse öğrencilere bilgi yığmak yerine sanatı sevebilecekleri bir bakış açısı kazandırmaya yönelik olması gerekir. Verilen bilgilerle dönem sonunda yapılacak sınava hazırlık yapıldığı hissiyatı stresi yerine, bilimsel olarak kanıtlanan “insan mutlu iken asıl öğrenmenin gerçekleştiği” göz önüne alınarak bu dersi sevdirmek adına daha özgün, sınıfın hazırbulunuşluğuna göre ve özgür olarak ders işlenmelidir.

    Ders işleme yöntemlerinde çocuğun aktif olarak yer alacağı, hatta kendisinin seçtiği konular üzerinden gidilebilir. Bilindiği gibi çocukların yaptığı resimler çoğu zaman psikolojik durumlarını ortaya koymakta, söyleyemediklerini aktarmakta yol gösterici olabilir. Resim dersi işlenirken, çalışılacak çizim ya da sunumun malzemesi çocuğa bırakılarak bu dersin bir zorlama niteliğinde olmadığı açıklanabilir.

    Dersi ölçmede çocuğun dersi almadan önceki ve sonraki hali gözlemlenebilir, yaptığı ürünün teknik açıdan mükemmelliği yerine derse katılımı ve ilerlemesini göz önünde bulunduran notlar verme yoluna gidilmelidir.

    Bir insan, konuşarak,  toplum ile kaynaşarak kendini ifade etmekle beraber; yazarak-çizerek, dans ederek ya da müzik icra ederek içindekileri dışa vurur. Ortaya çıkan ürününde bilinçaltındaki soruların cevabını alabilir. Ürettiği eserlerle, konuşma dilinin ötesinde hissettiklerini insanlarla paylaşma olanağı sağlar ve en önemlisi ruhunu tatmin edebilir.  Böyle bir tatmin duygusuna erişmiş, içindekini dışa vurabilen, öz güvenli ve anlamsız değil anlamlı ve yenilikçi arayışlar içinde olan nesiller yetiştirmek öğretmenliğin asıl amacı olmalıdır.

*Bu metin, okul döneminde istenen bir ödeve dair o an için içten gelen fikirlere dair bilgi içermeyen bir içeriktedir.
*Yazar bilgisi dışında alıntı yapılamaz!   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hey Koca Artçı!

Motor, motosiklet, motorsikletlerimiz... Hayır, ben bir motosiklet sürücüsü değilim. Artçıyım sadece. Motosikletin üstündeki artık, kılçı...