Film Ekimi / Kalp Atışı Dakikada 120

 120 Battements Par Minute

  Sinemanın çok güçlü bir etkisi var. Sanatın her dalında insanın içine işleyen pek çok eser var, fakat sinema!

   Sinema hepsinin içinde daha çok insana ulaşabiliyor. Uzun bir zaman diliminde direkt ilişkiye giriyor bizimle, o zamanı paylaşıyor. Onunla empati kurmak bizim için daha kolay. Arayıp bulmaktansa, önümüze gelen şeyleri izlemeye daha meyilliyiz belki.. ya da belki başka sebepler... bu ilk aklıma gelenler dışındaelbet pek çok neden var, ama dün gece izlediğim filmde sinemanın bu "etkililiği" en belirgin hislerimdendi.


   Süresi uzun sayılabilecek filmi sıkılmadan izledim. Kimseye tavsiye etmeyeceğim, çünkü konu çoğu insanın ilgisini çekmeyecektir. Filmin gerçekçiliği, oyuncuların o çok gerçekçi güzelliğinden bir o kadar etkilendim.

Ruh halim hiç de iyi değildi filmden önce. Son zamanda aldığım sağlık haberleri, yakınlarımın hastalıkları, hayatımda ilk kez karşılaştığım, oldukça üzücü ve yıpratıcı bir dönemden geçmek zorunda olduğum gerçeği; filmin konusunu bilseydim, gitmemem için yeterli sebeplerdi.

Buna rağmen pişman olmamam yine filmin başarısı. Her şey öyle anormal şekilde doğaldı ve kendimi o hayatın bir yerlerine koydum.

Sinema  öylesine etkili bir sanat ki işte o his gözlerimi yaşartıyor.

Cimri-Semaverkumpanya

Her gün bir şeyler yazmak niyetiyle çıkmıştım bu yola. Nerdee?

Misafirler misafirleri kovaladı. Güzel zamanlar, güzel tatiller geldi geçti. Bir de tiyatrolar var ki izlediğim; ne kadar anlatsam yine de içimde kalacak, öylesine tatmin etti ruhumu.

İlki Hedwing and Angry:
Hayatımın hiç bir döneminde homofobik olmadım. Öyle yetiştirilmedim ya da ayrıştırmaya aklım ermedi bilmiyorum. İnsanların zararsız seçimleri durup dururken diğer insanları neden olumsuz etkiler onu da anlayabilmiş değilim. Kötülük, savaş, hısızlık, cana kastetme, terörizm, anlamsız yasaklamalar... gibi kötülükler olmadıktan sonra bir insan nasıl rahatsız hisseder diğerinin seçiminden?
Elbet bu başka bir konu. Konuya bu şekilde girmemin nedeni ise; çocukluğumun bir kısmını Huysuz Virjin programlarının yayınlandığı dönemde geçirmiş biri olarak Hedwing'in ilk sahnesini gördüğüm an; yanlış bir oyun seçtiğim izlenimine kapılmam (kısa cümlelerle yazmak ne zormuş meğer). Cinsiyet ya da seçimler nedeniyle değil de bu tip konuşmalardan, programlardan, abartıdan ve kötü esprilerden hali hazırda sıkılmış bulunduğum için, bu oyun da böyle devam edecek sandım. Oysa tam tersine, başrol oyuncusunun performansı ve müzikle birlikte etkileyici bir müzikale dönüştü.


İkincisi İstanbul'un özlediğim şehir tiyatrolarından İzmir'e misafir gelen Hisse-i Şayia- Bir Evlilik Komedisi:
Zihni Göktay yıllar öncesinde izlediğim gibi, hala dimdik ayakta ve hala doğaçlamalarıyla harikalar yaratıyor. 100 yıl önce oynanmış bir oyunu hala bugün sıkılmadan izleyebilmek ne güzel.






Cimri: Ah!
Semaver Kumpanya'nın Serakan Keskin'in bu yorumuna diyecek söz yok. Dolu dolu mutluluk.




Hey Koca Artçı!

Motor, motosiklet, motorsikletlerimiz... Hayır, ben bir motosiklet sürücüsü değilim. Artçıyım sadece. Motosikletin üstündeki artık, kılçı...