Toni Erdmannn

   İyi şeyler izlediğim vakit, hiç durmadan bundan bahsetmek isterim.  Film festivalinde kaçırdığım filmi başka bir sinemada yakaladım. Ne güzel, ne güzel, ne güzeldi. 

  Kendimi tuta tuta izledim filmi. Ağlamamalıyım! Konuşmalara, olaylara, filmin gidişatına göre ağlanacak bir şey olmadığı havası esiyor. Öyle ki gereksiz ayrıntılarla boğmadan ve dramatize etmeden çok feci içime dokunuyor film. Birini suçlamak istiyorum, ama yapamıyorum. Kendimi karakterlerin yerine koyup durmadan edemiyorum. Böyle olunca kızamıyorum birini kestiremiyorum gözüme. 



  Sonra bir şey oluyor. Kendimi ağlamamak için tutup durduğum bir noktada bir gülme krizi... Neyse bu sefer yalnız değilim tüm izleyiciler koptu gitti.

  İşte böyle bir film. Ajitasyon yapmadan acıtan, basit absürt şakalar yapmadan güldüren, sorgulatan ve bir o kadar hayattan bir film. Oyuncular tiyatral olmaktan uzak, sanki önlerinde kameralar yok. Görüntü kesildiği anda izlediğimiz hayatlarına devam ediyorlar adeta. İlk sahnede korkutan el kamerası ve sarsıntısını sonra hiç hissetmedim. Nasıldı hatırlamıyorum bile, ama mekanlar, çekimler...bir o kadar güzeldi. 

Peki ya filmin başından beri beni benden alan kadın oyuncu Sandra Hüller'i nasıl anlatmalı? O nasıl bir güzellikti yalebbim! 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hey Koca Artçı!

Motor, motosiklet, motorsikletlerimiz... Hayır, ben bir motosiklet sürücüsü değilim. Artçıyım sadece. Motosikletin üstündeki artık, kılçı...