Ergenlik geçti geçeli, çocukluğumun iç karartıcı hikayelerine dönmeye pek niyetim yok.
Neydi o seksen sonrası bize sürekli pompalanan şeyler! Gereksiz sanrılar, ajitasyonlar, karardıkça kararmalar, Kemalettin Tuğcu, tecavüzcü Coşkun, karısını köyde bırakan Almancı koca, kuduz, fakirlik lik,lık...
Yazdıkça tüylerim diken diken oldu. O dönemin filmleri de konuları da canıma yetmiştir. Bir de tutup o dönemden çıkıp gelmiş kitapları okumak içimi tekrar şişirmeye yetmektedir. Örnek veriyorum, Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf!
O güzelim Kürk Mantolu Madonna varken, nereden çıktı şimdi bu dil, bu bakış?
Leyla Erbil kitaplarını almışken, "boşa gitmesin okuyup bitireyim" dedim. Sonra da "boşa gitseydi iyiydi" dedim. O hava bana eski dönemlerin sevimsizliğini hatırlattı. Yine de merakımdan Füruzan'ı aldım elime. Parasız Yatılı.
Hikayelerden oluştuğunu görünce ilk hayal kırıklığı, ikincisi ise okumaya başlayınca... fakat yine de Leyla Erbil okumak gibi bir hissiyat değil bu. Evet, hep bildiğimiz Anadolu insanının sanrıları, hep olumsuz bir bakış, ama yine de kendini okutmasını bildi. Dilin güçlülüğü bu kitabı bana okutturdu. Başka şans verir miyim, sanmam?
Neydi o seksen sonrası bize sürekli pompalanan şeyler! Gereksiz sanrılar, ajitasyonlar, karardıkça kararmalar, Kemalettin Tuğcu, tecavüzcü Coşkun, karısını köyde bırakan Almancı koca, kuduz, fakirlik lik,lık...
Yazdıkça tüylerim diken diken oldu. O dönemin filmleri de konuları da canıma yetmiştir. Bir de tutup o dönemden çıkıp gelmiş kitapları okumak içimi tekrar şişirmeye yetmektedir. Örnek veriyorum, Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf!
O güzelim Kürk Mantolu Madonna varken, nereden çıktı şimdi bu dil, bu bakış?
Leyla Erbil kitaplarını almışken, "boşa gitmesin okuyup bitireyim" dedim. Sonra da "boşa gitseydi iyiydi" dedim. O hava bana eski dönemlerin sevimsizliğini hatırlattı. Yine de merakımdan Füruzan'ı aldım elime. Parasız Yatılı.
Hikayelerden oluştuğunu görünce ilk hayal kırıklığı, ikincisi ise okumaya başlayınca... fakat yine de Leyla Erbil okumak gibi bir hissiyat değil bu. Evet, hep bildiğimiz Anadolu insanının sanrıları, hep olumsuz bir bakış, ama yine de kendini okutmasını bildi. Dilin güçlülüğü bu kitabı bana okutturdu. Başka şans verir miyim, sanmam?

