Taş gibi, taş gibi, taş gibisin!


Kaldırım taşı, pırlantaya karşı?

Yine bir otobüs yolculuğunda tefekküre dalmışım. Bu nadide şarkı çalıyor şoför mahallinde.

Yılların sorgulamalarından şimdilik bana kalan, tüm inanç sistemlerini, tüm dünyayı, tüm dinleri ve toplumsal düzeni sağlayıcı kurallar dışında tüm her şeyi 'evrensel bir bakış açısı' ile sorgulamam gerektiği. Aslında bu bir gereklilik değil. Bu sadece düşünce ve yaşayış biçimimi bir zemine oturtma, tanımını yapma şeklim.



O zaman bu şarkıyı, kaldırım taşını aşağılayan pırlanta meselesiyle açıklayayım.

Dünya üzerinde, "azlık\çokluk"a, "arz\talep"e göre değer biçilmiş şeyler gerçekte ne kadar değerli? Evrensel olarak düşününce, manevi olarak ya da ölüm gerçeğine dayandırılınca, ki evrensel düşünmek bunu da gerektirir, hepsinin değeri aynı. Hepsi bir, hepsi aynı taş işte!

Böyle söyleyince bu düşünce din kökenliymiş gibi geliyor, aslında bence manevi şeylerin de anlatmaya çalıştığı budur. Bilim ve dinin asıl anlatmaya çalıştığı özünde aynı. Sonunda duygusuz, sıfırda nötürlenmiş, mantıkla doğrudan örtüşen bir şeyler...

Pırlanta, kimyasal olarak hayat kurtarmıyorsa, hastalıklara deva değilse, ne farkı kalır kaldırım taşından? Bu soru da pek bir saçma bir bağlam oldu.

Nihayetinde, sanıyorum Demet Akalın'ın meramı olan bir kanat çırpışı beni, eski günlerin AF Grubu şarkısına doğru uçurup kaçırdı. İşte beyin fırtınası böyle bir şey olmalı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hey Koca Artçı!

Motor, motosiklet, motorsikletlerimiz... Hayır, ben bir motosiklet sürücüsü değilim. Artçıyım sadece. Motosikletin üstündeki artık, kılçı...