Vereyim Sana Başka Bir Alem

   Öyle diziler ve müzik grupları var ki hayretle takip ediyorum. Birbirinden abuk programların izleme rekorları kırdığı, düzgün bir cümle kuramayan zatların şarkılarıyla meşhur olduğu böyle bir dönemde kendi dünyama dair garip üretimlerin devam ettiğini gördükçe gözlerim doğuyor gecelerime.

   Baba Zula'yı adam akıllı 2004 yılında dinlemeye başladığımı hatırlıyorum. Ondan öncesinde sadece ismini duyduğum bir gruptu. Bazı gruplar vardır, sürekli dinlemesem de sempati duyarım. Bazılarını ise hiç dinlememişimdir ama elim gitmez, içim ısınmaz. Bazıları konser sonrası daha çok sevdirir bazılarıysa o konserle albüm kapağı kapattırır. Baba Zula; her zaman sempati duyduğum ve konserlerinden sonra dört elle sarıldığım gruplar kategorisinde.

   Bir grubu dinlemek benim için daima en az bir albümünü yalayıp yutmak demektir. Öyle radyoda çalan iki şarkıyı bilince o grubu dinliyormuşum gibi hissetmem kendimi. Kaset döneminden gelen güzel bir alışkanlık bu bence. Özellikle okul döneminde dinlediğim grupları radyolarda bulmak pek mümkün değildi. Bu açıdan Güven Erkin Erkal ve radyo programı benim için bulunmaz nimetti. İnternetli hayatlarımızdan önce bu tür gruplarını tanımak ve albümlere ulaşmak epey zordu. Hele ki çevremde kulağıma uygun müzik sever olmayınca daha da zordu. Her pazar akşamı radyomun başına kurulup notlar alırdım. Sonra da ara ki bulasın o albümü. Bulduktan sonra da albümü çevire çevire dinle de dinle. 

   Güven Erkin Erkal ile birlikte Yön FM'de Ahmet Durakçı diye bir abimiz vardı. Ne konuşurdu ne konuşurdu...lakin güzel şeyler çalardı. İşte yine geçen gün gittiğimiz bir konserden daha doğrusu festivalin bir bölümünden bahsedecekken eski günlerde buldum kendimi. Buraya yazmaya başlayınca nedense böyle oluyor. Unuttuğum şeyleri hatırlamaya başlıyorum.

   Epic Fair Festivali'nde Baba Zula'yı canlı canlı dinlemek bana çok iyi geldi. Bütün sevdiklerim o sırada yanımda benimle sallanıp oynuyor olsun istedim. Keşke bir düğün yapsaydım da sahnede hep Baba Zula olsaydı istedim. O akşam böyle pek çok şey istedim ama bu konser ruhumu da mutlu bir şekilde havalandırmaya yetti. Enteli kunteli her türlü gencin müziğin içinde kayboluşu, kendilerinden geçerek oynayışları gözümün önünden gitmiyor. Öyle güzel bir ortamdı. Kendimi şanslı hissettiğim anlardan biriydi işte. 


   Yazının başına dönecek olursam, Baba Zula gibi bir grubun, önünüze koysalar "bu ülkede bu tutmaz" denecek kadar deneysel çalışmalarını sürdürebilmesine hala inanamıyorum. Bu tip oluşumlar umudumu mümkün kılıyor. 

   34 Oto Sanayi albümü ise kapağından sözlerine benim favori albümüm. Bu yazıyı bitirdikten sonra şöyle bir "Sinek Koca" şarkısı çalacağım. Şarkının anlattığı o çok yönlü hallerle hallenip güleceğim ağlanacak halime.

   İşte böyle kafalara bol selamlar olsun!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hey Koca Artçı!

Motor, motosiklet, motorsikletlerimiz... Hayır, ben bir motosiklet sürücüsü değilim. Artçıyım sadece. Motosikletin üstündeki artık, kılçı...